meydan sozluk kapatilsin

<bkz: hııı anan>

locked out of heaven

alarm melodisi yapın, sabah güzel uyanırsınız.

http://www.youtube.com/watch?v=e-fa-gbckj0

serkul kan

özlediğim adam.

kufur eden insanin sekste yetersiz olmasi

o yüzden küçüklükten beri en büyük küfrüm bok'tur benim. inceyi almışınızdır umarım.

hadi beyler 100 yapiyoruz

şu anda saatlerimiz 17.33'ü gösterirken bugün butonuna tıklayıp yazılan 37 entryi de okudum, dün 5 mart 2013 tarihi itibariyle 24 saat içersinde 24 entry girilmişti. ve şimdi sizlere güvenerek diyorum ki hadi beyler 100 yapıyoruz!!! önümüzde yaklaşık 6 saat var bugünün bitmesine ve geriye kalan 63 entryi yazmak zor değil, saat başı 10 entry tuttursak kafi. eski günlerdeki gibi!!! güçlerimizi birleştirelim!!!

<bkz: hadi biraz biberleyelim>

kareli koltuğumda otururken bi anda güzel dudaklarımdan süzülen seksi cümle.

cuneyt cakir

dün gece gösterdiği mükemmel performansla türk'ün adını altın harflerle kazıdı ingiliz'in alnına. aslanım benim, ne güzel de tavşan gibi koşturdu çıkardığı kırmızı kartla sir alex ferguson'u. ki bence de gayet güzel maç yönetti, amınakodumun ingilizleri hemen ooouv, mouuv. nee ouvv'u? bu arada maç içinde fuck diyen, maç sonunda cüno'muzu alkışlayan rio ferdinand sana da iki çift sözüm var, eğer bunu okuyorsan diyorum ki ahahahaha. sie amınakodumun maymunu sizi, neyinize sizin çempıyınz lig!? nasıl koydu cüneyt çakırmaaan, çakırmaaan. (nasıl koydu aykut kocaman tandansı yakalamak istedim slogan atarken, yakalayamadım:/)

hugo chavez

<bkz: venezuela'nın tezenesi>

meydan sozluk

dün inanılmaz bi rekora imza attı aslında, fraternite farkına varıp yazmış. şöyle ki 24 saatte tam 24 entry yazılmış 5 mart 2013 tarihi itibariyle. enfes bi istatistik! buraya beton şeklinde nerelerden nereye geldik tadında duygusal şeyler yazıp gözleri nemlendirebilirim aslında da gerek yok. onun muhasebesini gün gelir yaparız da şey diyeceğim, arkadaşlar sağda solda sürekli gördüğüm ve aslında çokca da eleştirisi yapılan ''-yöneticiler yazmıyor ki biz yazalım yæ.'' geyiği biraz eğreti durmuyor mu, eyvallah künyede adı geçen yönetici kadronun yazma aktifliği tırt da bu biraz şeye kaçıyor, balale onlar yazmıyor ben de yazmam, hıhh demeye benziyor. siz şeyedin, yazın, yazmak iyidir, yazmak cildi güzelleştirir, parmakları kireçten kurtarır. hem nereden biliyorsunuz yazarlar yazmıyor diye yazmıyorlardır yöneticiler de kajshdakj. olamaz mı? peh. son olarak dediğim gibi yönetici kadrosu yazma konusunda aktif değil eyvallah ama her 5 görünmez yazarın 3'ünün yönetici olduğunu biliyor muydunuz? yönetici yok abi yæ'lara takılmayın. var da yazmıyor ibneler işte.

ipad with retina display

öz hakiki 4. nesil ayped! bende var bundan. vatan'a gittim 1200 tele verdim, aldım, geceleri beraber uyuyorum neredeyse. özelliklerini uzun uzun anlatırdım da şimdi siz anlamazsınız, zaten kimsede yok pek, anlatıp da ağzınızı sulandırmak istemem pis fakirler. ha bu arada the new ipad'i olanlara göre çok daha hızlı ve çabuk kız kaldırıyorum bununla, teşekkürler apple.

ikiekmekbimaltepe

bu adam buralarda olduğuna göre taze ekmek kokusu fırından geliyor demektir.

modaya yon verdigini sanan kiz

bu türk kızının kanaat önderi bi kaç sene içersinde buse terim olmazsa ben de bi'şey bilmiyorum demektir. bershka'dan pull and bear'den giyinen kezban kendini moda bilogırı sanıyor bu aralar, amınakoyim anaları düne kadar çarşamba pazarından tayt alıyordu bunlara, ne o internette blog açınca bi olaylar, bi afralar tafralar! vallahi götümü yeyiniz!

buse gizem kaya

<bkz: deli galiba>

twitter adresi şu----> https://twitter.com/jelibon___

ayrıca ben askerdeyken yutub'da kızlar neden vermez adlı bi video patlamış da oradaki hanım! kızımızmış kendisi.

<bkz: başkaları adına utanmak>

sozlukteki basliklari gorunce bile utanan turk kizi

örnek, ben.

sutyen giymeyi sevmeyen turk kizi

örnek, ben.

buradaki tum guzel kizlar benim

spartacus'un sinuessa en valle'yi ele geçirmesinden sonra ağzından dökülen anlamlı cümle.

ilk goruste ask

-müziğin sesini biraz açabilir misin?-

bi bundan olmuyor bana işte diye söze zart diye giriyorum. belki sadece bana değil, sana da olmuyordur? ya da hemen ''sana'' deyip samimileşmeyeyim -ki hemen samimileşen bi adam olmama rağmen bazen ağır durmak artı point kazandırıyor- size diyeyim. size de olmuyordur belki, belki aşk diye sandığınız şey aynı benimki gibi hoşlantıdan öteye geçmiyordur. anlatayım bana ne olmadığını da ne diyor bu diye çok şeyetmeyin.

şimdi kalkıp burada aşk acıtandır... tarzında maval okuyacak değilim elbette. ya da aşk şudur budur diye defalarca süperkulade tanımların yanı sıra sikko tanımların da yapıldığı bu mecrada laf kalabalığı yapıp kafa ütülemeyeceğim ama bildiğim bi'şey var, bu nane ister bilimadamlarınca kanıtlansın, isterse yapılan araştırmalar filan falan denilsin, bana kalırsa agam/bacım ilk görüşte aşk diye bi'şey yoktur! net. (cümlesini ''net'' diye bitiren kızlara selam ederim.) haa, ben de olmuyor diye demiyorum, ben de hiç olmadı diye diyorum! arada böyük fark var.

şöyle ki biz de sevdik zamanında, biz de sevip cengiz dinledik, biz de orhan'dı, müslüm'dü, sezen'di dedik, dinledik, vay be dedik, içtik, ağladık. kah sevildik, kah kalakaldık. hayır sitemimiz yok olanlara/olaylara karşı eyvallah, yaşadık çektik, cezasıyla ödülüyle başımızla beraber, gelsin çekeriz de böbürleniriz de dedik. sevdik diye başımıza gelenlerin hepsine eyvallah da ''ay süfeer kız, aşıq oldum'' demedik hiç. ama sevgiyi biliriz, sevmeyi de biliriz, kendimizi sevdirmeyi de biliriz, orada bi sıkıntı yok, ama aşk? aşk ne dinine yanayım ayrıca? aşk çok sevmek abi, öyle böyle sevmemek hem de. mide ağrısı aşk abi, 1'deki buluşmayı akşam yatmadan evvel hayal edip, 10 saat kaldı, 9 saat kaldı, yok karşıdan geldiğinde hafif yandan güleyim, yok şunları giyeyim, yok ilk elini uzattığında şöyle tutup da o eli şöyle öpeyim, şuradan öpeyimin hesabıdır amınakoduğumun aşkı. isterseniz sabaha kadar tanımını yapabilirim afili afili şu nanenin, sorun değil, vaktim bol ama esas meseleyi kaçırırız, olmaz. ne diyordum heh, aşk şudur budur, heh işte aşk şudur budur derken biz bunları, bu dediklerimizi, bu hissettiklerimizi ilk görüşte yapmadık abi! ilk gördüğümüz kişiye ya da ilk görüşte hoşlandığımız kişiye bunları yapmanın hayalini kurmadık. ilk görüşte aşk varsa da ben o ilk gördüğüm kişilerin hiçbirine aşık olamadım. valla, olamadım.

ilk gördüğümde ''off'' diye iç geçirdiğime ben hiç dokunamadım olm, neyin aşkından bahsedeyim şimdi? ben hiç o ilk gördüğüm kıza çiçek almadım -ki ben çiçek almayı sevmem, utanırım bolca, elde çiçek filan- ilk gördüğümüz bizim olmadı abi hiç. hem başkasının oldu ya da başkalarına bıraktık. neyin aşkı allasen? tam da burada ilk görüşte aşk yoktur deyip çekip gitmeyi de bilirim ama biraz daha detaylandırayım.

ama şöyle, ilk görüşte ''off'' dediğim herkese aşık olabilirdim, daha yakından tanımasaydım şayet. orada sadece ilk gördüğümle kalsaydı evet onun adı belki aşk olabilirdi. kalırdı, dururdu orada, o ilk gördüğüm yerde tüm güzelliğyle, hep hatırlardım. vay be derdim, bi kız görmüştüm melekti, acaba şimdi hangi ayılar onu sikiy öhöm öhm. ee tanıdık onları, baktık hayatlarına, girdik en derinlerine, neler düşünüyorlar, nasıl konuşuyorlar, nasıl gülüyorlar bildik hepsini. baktık? lan dedik aşk mı bu? değil. ee ilk görüş? ''hoşlantıymış demek'' abi dedik. ''vay amına koyayım'' dedik sonra. ''demek böyle oluyormuş'' dedik. sonra bi daha oldu. sonra bi daha oldu. hepsinde de hiç şaşmadı. az tanıdık, öz tanımaya fırsat kalmadan yok ya, ''sadece dış güzellikmiş'' dedik. haa ama iç güzellik filan mavrasını da okumadık. baktık ki hala bakıyoruz abi dış güzelliğe ama ı-ıh yemiyor, tutmuyor yani. eyvallah qafelere ortamlara meqanlara sağlara sollara gidiyoruz, gırla hatunu görüyoruz, hepsine de ilk görüşte ''off'' diyoruz ama aşık olamıyoruz? ''ay aşık oldum'' diye sinsice şakalar yapıyoruz belki ama az dürtüyoruz, az kurcalıyoruz arka planını? sonuç, trışka. ee bu aşk değil işte. ya da ben mi acaba bu sikko aşk denen olgunun tanımını yıllardır kafamda acayip anlamlara yükledim bilmiyorum. keza şöyle de şeyler olmadı değil, ilk görüşte nötr bir duygu beslediğim fakat sonra aşktan (aşkmış demek o da) dilimin damağına yapıştığı şeyler/hisler. güzel şeyler. ee hani ilk görüş?

tanıyacaksın adaş. tanıyacaksın ağalar/bacılar. ilk görüşte giyimi beğeniyorum ben, ilk görüşte bakışını beğeniyorum, ilk görüşte çantasını, duruşunu, yüzünü, saçını beğeniyorum. ''off'' diyorum, eyvallah, ama ''selam'' dediğimde, ''selamımı alıp, selamıma cevap verdiğinde'' nanay. olmuyor, olduramıyoruz. şahsen olduramadım. tutturamadım hiç bi zaman. sağda solda evet ''biri çıksa da sevsek'' dediğimiz gırla. belki çıkıyor, tanışamıyoruz, tanıyamıyoruz. belki çıktı, kaçırdık. ama hiç bi zaman çıktığında ''ahanda işte buuuu'' deyip devamını getirdiğimiz olmuyor.

aşk maşk hikaye. zilyon tane bağlayıcı sebebin olduğu karmaşık bi zıkkımı tee ilk görüşe kadar indirgeyip ''budur'' deyip duygu kapılarını stv'deki cennet kapıları gibi ardına açmak bu saatten sonra bize gelmez aga. haa görürüz, dediğimiz gibi hoşlanırız, tanırız, sevebilirim deriz, sevebilirim dediğimizde, ''ben de'' der, ''valla mı'' deyip cevabını ''he valla'' diye alırız, ''öpücük versene o vakit .d.d.:) xdxd'' diye bi şaka yapıp, yüzünü güldürdüğümüzde elini kocaman tutarız, o zaman işte varmış deriz bu nane için. yoksa hikaye. her şey gibi.

-şimdi müziğin sesini kapatabilirsiniz, geç oldu, komşular uyanmasın. ayıp-

her ozel universite ogrencisini embesil sanmak

<bkz: sikerim lan kimmiş o?>

cansu taskin

değişik bir bele ve değişik bir çift memeye sahip hanım kızımız.

twitter'ı da şu: https://twitter.com/cansutaskın

askerlik sonrasi nekahet donemi

selam ben geldim!

347. kısa dönem dediler, ne ara gittim ne ara gecelerin bi yarısında kalktım nöbete gittim, ne ara mıntıka yaptım, ne ara gazino temizledim, ne ara banyoya/koğuşa çekilen suyu çektim, ne ara koca bölüğü uygun adımda yemeğe/sağa sola götürdüm (ki askerlikte bi bok yapmadım diyen tayfadan değilim, bi tek tuvalet temizlemedim sadece, bunun dışında her şeyi yaptım.) inanın hatırlamıyorum şu anda, zaten askerliğimin bitmesine 10 gün kadar kala ''-ben ne ara geldim de gidiyorum?'' diye düşünüp, ''-bundan sonra da böyle hızlı mı akacak zaman, akarsa sıçtık:/'' diye ranzayı yumrukladığım akşamlar oldu. velhasıl kelam önsöz olarak askerliğimin son günleri dahil şu anda bile kendime ''ne ara bitti bu dönem'' demeye devam ediyorum. zaman kavramına belki de inceden bi sitem ederek asıl diyeceğim mevzuya geçiyorum hemen.

nekahat dönemi. hmmm. başta söyleyeyim herhangi bi davranış bozukluğu olmadı. bi tek dün bi yere gittik bi ara baktım kollarım tören rahat vaziyette bense karşıya keskin bakışlar atıyorum, bunun dışında bi'şey yok. zaten şöyle, hani derler ya askerlik sabrı, özlemi, hasreti ne bileyim adamlığı filan öğretiyor, ı-ıh işlemedi bana. sabrı ve özlemi zaten yıllar evvel öğrenmiştim. e çok şükür askere gittim adam da olmadım. yani pek değişen bi'şey yok. sadece 5.5 ayımı yedi namıssız! fakat şöyle değişen bi'şey var.

- ben şimdi ne bok yiyeceğim?

bunu sormazdım kendime ben, hep bi çıkar yolu bulurdum ben hayatımda, kaytarırdım, kaçardım, alavere dalavere eder başımı sıyırırdım mevzulardan. ama bunu soruyorum şimdi. üniversiteyi yedim, üniversiteyi yedikten sonra askerliğe var yæ deyip kafama göre takıldım, askere gittim hala aman yæ ne olacak diyordum ki ı- ıh nanay. sorumluluk is coming! arkadaş insan bi anda pat diye boşluğa düşüyormuş. şöyle, başta dediğim gibi ''ben ne yapacağım şimdi'' korkusu ufaktan bünyeyi sarmıştı zaten ki nizamiye kapısından çıktıktan 30-40 saniye sonra sanki orada nizamiyeden çıkan askerlere korku salsın diye duran o amcaya rastladım, amcanın dediği şuydu;

-''asıl askerlik şimdi başlıyor!''

yahu tamam ben de biliyorum bunu çıtırdan ama bi dur be amca! bi dur. hemen zart diye suratıma gerçekleri vurmaya ne gerek var. ki sanırım hissettiğim bu boşlukta olma şeysi gerçeklerle yüzleşme anlamında. belki inceden bi korku da var bilemiyorum ama artık her şey laylaylom olmayacak gibi duruyor. (laylaylom olsun yæ, valla yapamam ben öyle:/) daha 72 saat oldu o nizamiye kapısından çıkalı, istanbul'du, arkadaşlardı, eğlenceydi vs. bakıyorum o eski hareketlilik yok gibi bende. o kabına sığamayan koca gönül, o kovalamacalar, o neşeler, ne bileyim askerden önceki adam sanki 3 gündür yok gibi. çük gibi adam oldum sanki, sessiz, sakin, durgun, daha önceden ağzı bi karış gülen adam yerini hafif tebessüm eden adama bırakmış. lan nasıl iş, ne zaman geçecek bilemiyorum şu anda. hayır bi yandan da crazy devran, asi çavuş gibi adamlar sağdan soldan ekliyorlar, bakıyorum askerlik arkadaşlarım, layn diyorum ben bu adamlarla askerlik yapmışım, bu adamlara açılmışım, bu adamlarla görüşelim babs filan demişim de akljhsdak. çogacaip. gerçi çok büyük sıkıntı değil orası da, hayır, askerdeyken neler yaptığıma da bakıyorum koca bi allaaah allaaah çekiyorum. neyse.

demem şudur ki, şu boşluk hissi, şimdi ne yapacağım hissi ne zaman geçer, ne zaman tabiri caizse (gökhan özen stayla) kalabalıklar arasında kendini yalnız hisseden adam modum o eski şaşalı zamanlara döner şu an bilemiyorum ama sanırım askerden gelen adamın kendini çük adam (tek adam/sap adam/yalnız adam/ne yapacağını bilemeyen adam) hissetmesi bi süre daha devam edecek. bi haftaya geçse bari.

evet ben çük bi adamım şu anda. umarım çük adam o eski şaşalı günlerine geri döner de kaldığım yerden fırtına gibi devam ederim, engelsiz, kafaya ''şu askerliği de yapayım bitsin'' düşüncesini takmadan. askere gitmeyene kız vermiyorlar demişler ya hani, lan bakıyorum kız olsam askerden önceki halim 10 numeroydu, askerden sonraki halime değil kız inek bile vermem ben.

dediğim gibi ben bir çük adamım. umarım geçer bu çüklüğüm. yoksa halim duman.

zibidigibi

şafağı 4! geliyor.